BİRLEŞMİŞ MİLLETLER GÜNÜ

Savaşların insanlara mutluluk getirmediği bilinen bir gerçektir. Bu gerçeği çok iyi bilen Atatürk «Yurtta barış, Dünyada barış» ilkesini Türk Devletinin temel ilkesi olarak kabul ve ilân etmiştir. İnsanlık tarihi bu ilkenin doğruluğunu ispatlayan olaylarla doludur. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra barışsever insanlar, uluslar arasında çıkacak savaşları önlemek amacıyla «Cemiyet-i Akvam» adında bir birlik kurmuşlardı. Türkiye 1932 yılında bu birliğe katılmıştı. Fakat bu birlik 2’nci Dünya Savaşı’nın çıkmasını önleyememişti. Almanların, «Üstün ırk» saplantısının etkisi altında Danzig’de yaktıkları 2’nci Dünya Savaşı’nın ilk ateşi, İtalyanların «Yeni Roma İmparatorluğu» hayâliyle körüklenince bütün dünyayı saran bir âfet hâlini aldı. Büyük, küçük 57 ulus bu savaşa katılmaktan kendisini kurtaramadı. 1 Eylül 1939 günü başlayan savaş tam altı yıl sürdü. 2 Eylül 1945 tarihinde Amerikalıların Missouri (Missuri) zırhlısında imzalanan barış antlaşması ile sona erdi.

Savaş sona ermişti ama, insanlara yanık, yıkık, harap bir dünya bırakmış 20 milyon civarında insanın ölümüne, en az bu sayıda insanın sakat kalmasına, bir trilyon dolardan fazla paranın, savaşa katılan uluslarca, gereksiz yere harcanmasına sebep olmuştu.

İşte bu sonuçlar, dünyada sürekli barışı sağlamak için daha çok çaba harcamayı gerektirdi. Bu çabaların sonunda barışsever 27 ulus 1942 yılında «Birleşmiş Milletler Anlaşma Beyannamesini»  imzaladı. Çalışmalara sürekli olarak devam edildi. Yeni uluslar birliğe katıldı. Örgütün anayasası hazırlandı ve bu anayasa esaslarına göre 1945 yılı Ekim ayının 24’üncü günü, Amerika’nın San Francisco (San Francisco) şehrinde «Birleşmiş Milletler Örgütü» kuruldu. Kurucu ulusların sayısı 50’ydi ve kurucu üyeler arasında Türkiye de bulunuyordu. Bugün Birleşmiş Milletlere üye memleketlerin sayısı 120’nin üstündedir.

«Birleşmiş Milletler Örgütü» nün Merkezi Amerika’nın New York şehrindedir. Üye memleketlerin her birinde kolları vardır. Halen merkez örgütü çalışmalarını New York’daki 39 katlı binasında sürdürmektedir. Burada üye ülkelerin temsilcileri yılda bir defa toplanarak dünya sorunlarını tartışır ve karara bağlarlar. Kararlar verilirken her ulusun bir oy hakkı vardır. İşte bu kurula «Birleşmiş Milletler Genel Kurulu» denir ve en yetkili organdır.

Birleşmiş Milletler Örgütü’nün sürekli olarak çalışan organları da vardır. Ulusların başka ulusların boyunduruğundan kurtulması veya özgür yaşaması için çaba harcayan «Vesayet Konseyi», dünyada sürekli olarak barışı ve güvenliği sağlamakla görevli «Güvenlik Konseyi» üye ulusların eğitim, sağlık, ziraat, teknik sorunlarını çözümlemekle görevli «Ekonomik ve Sosyal Konsey» gibi.

Bunlardan başka üye ulusların hukukî sorunlarını çözümlemek amacıyla «Milletlerarası Adalet Divanı» kurulmuştur. Adâlet Divanı, Genel Kurulca 9 yıl için seçilen 15 yargıçtan oluşur.

Birleşmiş Milletler’e üye her ulus, nüfus başına 30-40 kuruş hesabıyla ve yılda bir defa olmak üzere aidat verir. Türkiye, Birleşmiş Milletler’e ortalama olarak yılda, 10 milyon 500 bin ile 14 milyon lira arasında aidat vermektedir. Toplanan bu paralar dünyada barışın ve güvenliğin sağlanması, üye ülkelerin eğitim, sağlık, beslenme, tarım ve teknik alanlardaki sorunlarının çözümlenmesi için harcanır.

Birleşmiş Milletler Örgütü, kurulduğu 24 Ekim 1945 tarihinden bugüne, dün­ yada barış ve güvenliğin sağlanması, üye ulusların eğitim, bilim, sağlık, tarım ve teknik alanlardaki sorunlarının çözümlenmesi için yeni örgütler kurdu ve yardımda bulundu. Onun için bu büyük kuruluşun yıl dönümü «Birleşmiş Milletler Günü» olarak, her yıl 24 Ekim günü üye devletlerce kutlanır. 24 Ekim barışsever ulusların bayram günüdür.