TÜRKLERİN ANADOLUYA YERLEŞMELERİ

Anadoluyu ele geçirerek burasını bir Türk ülkesi durumuna getiren OĞUZ TÜRKLERİ’dir. Oğuzların Anadolu’ya yaptıkları ilk akınlar daha «Büyük Selçuklu Devleti» kurulmadan önce başlamıştı. Ama, Anadolu’nun ele geçirilmesi için girişilen düzenli akınlar, Tuğrul Bey’in Büyük Selçuklu Devletini kurmasından sonra büyük bir önem kazanmıştı.

Tuğrul bey, Anadolu’nun ele geçirilmesi işine önem vermiş ve bu göreve Selçuk prenslerinden İbrahim Yinal ile Kutalmış Bey’leri atamıştı. Bu prensler, doğudan Anadolu’ya girerek, Bizanslıları Pasin ovasında büyük bir bozguna uğrattılar. Bu başarıdan bir süre sonra, Tuğrul Bey de ordusunun başında Anadolu’ya bir sefer düzenledi. Bu sefer Bargiri (bugünkü Muradiye)’nin ele geçirilmesiyle sonuçlandı. Bu başarılı savaştan az sonra çıkan iç ayaklanmalar ve Bağdat seferi Tuğrul Bey’i bir süre Anadolu’nun ele geçirilmesi işinden alıkoydu. Ama, doğudan gelen Oğuzların ayrı ayrı kolları doğdu ve güneydoğu Anadolu’ya giriyorlardı.

Alp Arslan, Büyük Selçuklu Devletinin başına geçtiği (1063) zaman, amcasının siyasetini sürdürdü. En ünlü kumandanlarından Afşin Bey’i Anadolu’nun ele geçirilmesi işiyle görevlendirdi. Afşin Bey 1067’de beklenmedik bir saldırıyla Malatya ve Kayseriyi aldı. Nikeforos Botaniates komutasındaki Bizans ordusunu da bozguna uğrattı. Bu yenilginin Bizans’taki yankısı çok büyük oldu. İmparatorluğun ileri gelenleri birbirlerine düştüler. Sonunda çağının en büyük Bizans komutanı sayılan Romanus Diogenes, İmparatoriçe ile evlendirilerek İmparator ilân edildi. Bizans tehlikenin büyüklüğünü anlamıştı. Sonunda kesin sonucun alınacağı, büyük vuruşma saati gelecekti. Bunda, ya Bizans bütünüyle Anadolu’dan silinecek, veya Türkler ezilerek İran içlerine kadar sürülecekti.

Yeni Bizans İmparatoru, Türk akınlarını durdurmak ve ellerine geçen yerleri geri almak için Balkanlar’dan topladığı büyük bir orduyla 13 Mart 1071’de Bizans’tan yola çıktı. Anadolu’dan da topladığı askerlerle 200.000 kişiye yükselen ordusuyla buradaki şehirleri bir bir ele geçirerek Malazgirt’i yakıp yıktı. Bizans ordusunun ağırlıklarını 3.000 araba ve on binlerce hayvan taşıyordu. Orduda çeşitli harb âletleriyle, çağının en büyük silâhı- olan bir de mancınık vardı. Bu sırada Alp Arslan Azerbaycan’da bulunuyordu. İmparatorun bu düzenini işitince kendisi de hemen 15.000 kişilik atlı ordusuyla Anadolu’ya girdi. Çevredeki Türk Beyleri’ne de haber salarak, kendisine katılmalarını buyurdu.

Türk ordusu Malazgirt ovasına geldiğinde ancak 50.000 kadar olmuştu. Her iki ordu burada karşılıklı yer aldılar. İmparator, ordusunu siperlere yerleştirerek savaşa hazırlandı. 1071 yılı 26 Ağustos Cuma günü Alp Arslan ordusuna saldırış için komut verdi. Türk atlıları dört nala düşman siperlerine atıldılar. Ama bu saldırış kesin bir sonuç vermedi. Bizans ordusunda beklenen gedik açılamamıştı. Bunun üzerine Türk ordusuna, eski bir savaş düzeni gereğince, geri çekilme emri verildi. Bizanslılar, bunu, yenilgi sanarak siperlerinden fırladılar. Böylece iki ordu birbirine karışmış oldu. Savaşın en çetin yerinde Bizans ordusunun sağ ve sol kanatlarında bulunan Peçenek ve Uz Türkleri Alp Arslan’ın yanına geçtiler. Bu durum, Bizans ordusunun bütünüyle çevrilerek yok edilmesini sağlamış oldu. İmparator tutsak olarak Alp Arslan’ın karşısına getirildi. Sultan kendisini bir konuk gibi karşılayarak, Türk geleneğine göre ikramda bulundu. Doğu Anadolu’nun ve Urfa’nın Türklerde kalması, Bizans’ın her yıl vergi vermesi şartlarını taşıyan bir antlaşma imzalandı.

Malazgirt zaferi yalnız bizim tarihimiz değil, aynı zamanda Dünya Tarihi’nin de önemli bir olayıdır. Bu zaferle Türklere yeni bir ufuk açılmış, yeni bir tarih ve yeni bir çağ başlamıştır. Bu zafer, bugün de içinde yaşadığımız çağın bir başlangıcı ve büyük TÜRK TARİHİ’nin bir dönüm noktasıdır.

Alp Arslan, Kutalmış oğlu Süleyman Bey’i, Anadolu’nun ele geçirilmesi işiyle görevlendirmişti. Büyük yararlıklar gösteren ve Anadolu Selçuklu Devleti’nin, yeni bir «Türkiye Devleti» nin (1077-1308) kurucusu bu Süleyman Bey’dir.

Anadolu Selçukluları, Anadolu’nun Türkleşmesinde büyük bir başarı gösterdiler. Anadolu’da birçok köy ve kasaba kurdular. Buralarda, camiler, medreseler, yollar ve köprüler, kervansaraylar ve hastaneler yaptırarak Anadolu’yu bayındır bir duruma getirdiler. Orta Asya’dan, Moğol İmparatoru Cengiz Han’ın boyunduruğundan kaçıp kurtulmak için Anadolu’ya, yeni ülkelerine sığınan Oğuz boylarını birçok bölgelere yerleştirdiler. Bu arada güneydoğu Anadolu yolu ile gelen (1244) Osmanlı Türkleri’ni de Ankara yakınında Karacadağ bölgesine yerleştirdiler. Osmanlı Türkleri’nin başbuğu olan Ertuğrul Bey, kabilesiyle yeni yurduna yerleştikten sonra, Bizans’lılardan Sultanözü ve Süğüt’ü savaşarak aldı. Ertuğrul Bey, Selçuklu Sultanı’na dürüstlükle ve mertçe hizmet etmişti. 1281. yılında öldüğü zaman, Beyliğe oğlu Kara Osman Bey (Osman Gazi) geçti.